Gökay's profile●●● TURKCE -RAP ●●●PhotosBlogListsMore Tools Help

Güzel bir vakit geçirmek dileğiyle...

 

Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!ZİYATERÇİ ANKETİ-

sizce en iyi rapçi?
sizce en iyi rapçi?
sizce en iyi rapçi?
ceza
sagopa
cash flow
yener
Mt
barikat
zahriyan
kurşun
TIKLA!
msn'imi ekleyin- msn iconu tıklayın veya rap_mics@hotmail.com 

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
ali rıza ocakçıwrote:
Filistine Yardım İçin TıklayınHaftalık Ziyaretçi SayısıKimler ÇevrimiçiDinler 50 Toplist - Siteni Ekle Ziyaretcin ArtsinToplam Ziyaretçi SayasıŞönil Kumaş Üretimi YapılırKüpeşte Merdivenler YapılırKüpeşte Merdivenler Yapılır 
Feb. 3
ferdi kaplanwrote:

 
Get your own Chat Box! Go Large!
Apr. 3
cokkkkkk güzellllll olmuşşşşşşş gökayyyyyyyy
June 23

arkadaş ara

Loading...

gündemden haberler

Loading...

son dakika haberleri

Loading...

haberler

Loading...Loading...

sizin ıp'niz

Loading...

●●● TURKCE -RAP ●●●

мєтαℓ¢ι & ρυηк¢ı & ρσρ¢υ gιяємєz

tv izle

Loading...

döviz kurları

Loading...

site bul

Loading...

counter strike clanimiz

  PageRank

msn şekiilli nick

(¯`·._.·[ (Buraya msn Nick Yazin) ]·._.·´¯)
¨°o.O (Buraya msn Nick Yazin) O.o°
×÷·.·´¯`·)» (Buraya msn Nick Yazin) «(·´¯`·.·÷×
· ··^v´¯`×) (Buraya msn Nick Yazin) (×´¯`v^·· ·
,.-~*'¨¯¨'*·~-.¸-(_ (Buraya msn Nick Yazin) _)-,.-~*'¨¯¨'*·~-.¸
Oº°‘¨ (Buraya msn Nick Yazin) ¨‘°ºO
- - --^[ (Buraya msn Nick Yazin) ]^-- - -
•·.·´¯`·.·• (Buraya msn Nick Yazin) •·.·´¯`·.·•
`·.¸¸.·´´¯`··._.· (Buraya msn Nick Yazin) `·.¸¸.·´´¯`··._.·
(¯`·._) (Buraya msn Nick Yazin) (¯`·._)
¯¨'*·~-.¸¸,.-~*' (Buraya msn Nick Yazin) ¯¨'*·~-.¸¸,.-~*'
Oº°‘¨ (Buraya msn Nick Yazin) ¨‘°ºO
·´)› (Buraya msn Nick Yazin) ‹(`·
.-~·*'˜¨¯`·¸ (Buraya msn Nick Yazin) ¸·`¯¨˜'*·~-.
¸„.-·~¹°”ˆ˜¨ (Buraya msn Nick Yazin) ¨˜ˆ”°¹~·-.„¸
׺°”˜`”°º× (Buraya msn Nick Yazin) •._.·´¯)
—÷[(` (Buraya msn Nick Yazin) ´)]E—
—(•·÷[ (Buraya msn Nick Yazin) ]÷·•)— 
—¤E`[¤ (Buraya msn Nick Yazin) ¤]´)÷¤—
··¤(`×[¤ (Buraya msn Nick Yazin) ¤]×´)¤··
·´¯`·­»  (Buraya msn Nick Yazin) «­·´¯`·
]¦•¦[ (Buraya msn Nick Yazin) ]¦•¦[
`·.,¸¸,.·´¯ (Buraya msn Nick Yazin) ¯`·.,¸¸,.·´
[`·.] (Buraya msn Nick Yazin) [.·´]
(`·.·• (Buraya msn Nick Yazin) •·.·')
•´¯¥¯`• (Buraya msn Nick Yazin) •´¯¥¯`•
•^v^–[ (Buraya msn Nick Yazin) ]–^v^•
•·´¯°· (Buraya msn Nick Yazin) ·°¯`·•
·°¯`·• (Buraya msn Nick Yazin) •·´¯°·
§.·´¨'°÷·..× (Buraya msn Nick Yazin) ×,.·´¨'°÷·..§
]|I{•------» (Buraya msn Nick Yazin) «------•}I|
•]•·´º´·» (Buraya msn Nick Yazin) «·´º´·•[• 
𺰘¨ (Buraya msn Nick Yazin) ¨˜°ºE
׺°”˜`”°º× (Buraya msn Nick Yazin) ׺°”˜`”°º×
.·´¯`·-> (Buraya msn Nick Yazin) <-·´¯`·
<º))))><.·´¯`·. (Buraya msn Nick Yazin) ¸.·´¯`·.¸><((((º>
- -¤--^] (Buraya msn Nick Yazin) [^--¤- -
~²ºº²~ (Buraya msn Nick Yazin) ~²ºº³~
._|.<(+_+)>.|_. (Buraya msn Nick Yazin) ._|.<(+_+)>.|_.
..|..<(+_ (Buraya msn Nick Yazin) _+>..|..
-·=»E=·- (Buraya msn Nick Yazin) -·=»E=·-
•°o.O (Buraya msn Nick Yazin) O.o°E
+*¨^¨*+ (Buraya msn Nick Yazin)

+*¨^¨*+ 

istediiniz şeklı kopyala yapın daha sonra msn nick yerine ctrl+v yaprak yapıstırın

sagopa kajmer şarkıları

 

chat odasıı

 

! rap video !

 
    

! dikkat !

ARTIK HERKEZ RAP MÜZİK YAPIP SESİNİ DUYURACAK

    TÜRKÇE SÖZLÜ RAP YARIŞMASI BAŞLIYO

 

*ÜYE OL

*ŞARKINI YÜKLE

*YARIŞMAYA KATILL

 

SENDE KATIL link : http://www.patosmusicproject.com

-sizde bize destek verin link kodu

 

<A href="http://www.turkish-rap-underground1.spaces.live.com" target=_blank><IMG src="http://tkfiles.storage.msn.com/y1pTctUXJ3MkMyfl5pwkOFd-OpoCYLaYZz3T2nRz--4z5jNk5VGxYDWKHmPGe5FxYWj"></A>    

 

görünüm

sende ögren

HiPHOP NEREDE, NASIL, HANGİ KOŞULLARDA DOĞDU: (Part1-1979 Yılına Kadarki Dönemi içermektedir)


Tarihin en derin acilarin yasandigi, kentlerin yerle bir edildigi, on milyonlarca insanin hayatini kaybettigi 2. dünya savasi sonrası, Faşist Mussolini italyasi ve Nazi Almanyasina karşi zafer elde eden iki ülke olan Kapitalist Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dünyanin egemenliğine oynayan iki dev güç olarak ortaya çıkmişti.

Yaşanabilir yeni bir dünya hayalli, geride kalan tüm insanları etkisi altına almisti. Savas sonrası dogan çocuklar, 1960lara gelindiginde ergenlik yasini geride
birakmis, temelde aile kurumunun baskici kutsalligina karsi isyanla ortaya çikan özgürlük savunucusu birer genç olmuslardi.

Oldukça ferah geçen ve sivil tarihinin en renkli dönemi 1960larin estirdigi rüzgar, dünyanin her yerini etkisi altina almişti. ‘Beat Kuşagi’ böyle bir dönemde ortaya çikmiş ve tarihin akişina damgasını vurmuştu. ‘Savaşma- Seviş’ yaşam felsefesiyle ayaga kalkan gençler, daha fazla özgürlük, daha fazla adalet istiyordu. 1960larin bu Beat Kuşagi, 60 sonrası gençlik hareketinde oldugu gibi hiphop kültürünün ortaya çikmasinı tetikledi

Öte yandan Amerikan ‘Kuzey-Güney’ iç savaşı sonrası kölelikten kurtulan siyahiler, daha özgürlüklerinin tadini bile çikarmadan sanayi devriminin işgücünü oluşturmak için kuzey kentlerine göç etmişler; hayatta kalma mücadelesi sonrasi, temel insan haklarindan ancak 1960lardan itibaren söz etmeye başlamişlardi.

Her türlü siyah sivil hareketlerin polis tarafindan bastirildigi 60li yillarda; 1964te Harlemde bir siyah ayaklanma olmuş ve tüm ülkeye yayilmişti. 1965te ise Los Angeles te çikan ayaklanma ise kanli sonuçlanmiş, 34 kişi ölmüş, 900 yakin kişi yaralanmişti. 1966 yilina gelindiğinde ise California - Oakland da siyah bir çocugun otomobil altında kalarak can vermesiyle yükselen protestoyu da polis yine copla dagitmiş; pek çok kişi yaralanmişti. işte The Black Panter Party (Kara Panter Partisi) hareketi burada, polisle çatişip kanlı bir maglubiyete ugrayarak dogdu. The Black Panter Party, dönemin militan lideri Malkom-X in düşünceleriyle, Marx, Lenin ve Mao nun teorilerini sentezleyip Halkla iktidar sloganıyla özetliyordu. Siyah Özgürlük Hareketinin liderlerinden Martin Luther King ve Malcolm X-in öncülügünde ‘siyah bilinç’ gelişmiş ‘Black Power’ adiyla büyük bir halk hareketine dönüşmüştü.

FBI tarafından ‘Public Enemy Number One’ (Bir Numaralı Halk Düşmani) ilan edilmişti. Bu radikal yasadişi örgüt, ileride hiphop tarihinin gelmiş geçmiş en sert grubu olarak kabul edilen Public Enemy’i ortaya çikmasina temel kaynak oluşturacakti.

Hiphop’i doguran en önemli hareketlerden biri de, siyahilerin bu özgürlük hareketiyle birlikte yayilan ‘Siyah Güzeldir’ anlayisiydi. Rap müziğinin büyük babası olarak kabul edilen Funk müziğinin öncü isimlerinden olan James Brown, ‘‘Söyle ona yüksek sesle. ‘Ben Siyahim; gururluyum’’ şarkisiyla meydan okuyordu beyaz şövenizmine. ‘Siyah güzeldir’ söylemi Muhammet Ali’nin başarisiyla geniş taban buldu kendine. Bu taban hiphop kültürünü yaratacak gençlere büyük bir pozitiv enerji verecekti. 1970li yıllara gelindiginde ‘Siyah Özgürlük Hareketi’nin çok önemli kazanimlari bulunmaktaydi.

Kölelikten kurtulmuş, bazı temel kazanimlar elde etmiş olan siyahiler, eglenmeyi, dans etmeyi, kafayı bulmayi, özgürce seks yapmayi, istedigi gibi giyinip süslenmeyi yaşamin merkezine koyan bir ruh haliyle yaşiyordu. işte, ‘disko’ müzigi bu iyimserlik içinde patladi. ‘Disko’ müziginin öncülerinden Chic’in ‘Goog Times’ (Güzel Zamanlar) bu dönemin ruhunu oldukça başarili bir şekilde dillendirdigi için büyük bir başarı elde etmişti.

Yine, 2. dünya savaşı sonrası Jamaika’da üstlenen Amerikan askerlerin oraya götürdügü plaklar sayesinde Jamaika sokaklarında r&b, soul ve caz yayilmaya başlamişti. 30 40 hoporlörden oluşan ve ‘ses sistemi’ adi verilen açikhava diskolarından, dj’ler davul ve bas-in balyoz gibi vurduğu beat’lerin üzerine yayilan reggae melodileriyle derin bir saund yakalamişlardi.

Düzenlenen bu Jam’lerde icra edilen Dub, zamanla deneysel olarak bu müziginin üstüne, siyahilerin yaşaminin neredeyse her alaninda kullandigi uyakli söz söyleme sanati olan ‘rhyme’nin etkisiyle, mikrofonu alan dj’ler, hayattan, aşktan, kendinden bahsetmeye, belirli bir uslup dahilinde masallar, efsaneler anlatmaya şiir okumaya başladilar. Dub’in akişina yön veren bu sözel müdahale ile yeni bir mecra yaratacak; bu mecra Dj Kool Herc gibi dj’ler aracıligiyla New York’a akarak rap’i dogumuna önemli katkilarda bulunacaki.

Yine 1960’larda The Last Poests ve The Watts gibi şiir gruplari rap şiiri ortaya koymuş; Shirley Ellis gibi vokalistler, konuşur gibi caz, soul, rhythim&blues yapmişlardi. Radyolarda bile parça başlarinda rhyme yapan dj’ler bu tavrini günlük hayata taşımişti. Ama bu parçanın içine serpiştirilmiş bir şekildeydi.

1974lere gelindiginde bu iyimserlik ve pozitif atmosfer içinde, New York’da, Dj Afrika Bambaata ve The Soulsonic Force adındaki diskjokey ekibi, break dansçılar ve writer’lerle beraber, en yoksul işçi sinifi semti olan Bronx’ta bir lisede toplanarak, şiddet karşiti Zulu Nation’i kurarak semtlerindeki çeteleri bariştirmak için her hafta sonu sokaklarda, illegal açik hava partileri düzenlemeye başlarlar. Zamanla, hemen her hafta sonu oluşturdukları bu yeni yaşam alanlarinda, Zulu Nation üyesi olan büyük çoğunluğu Bronx’lu yoksul siyahi gençlerin düzenlemeye başladikları bu ‘Block Party’ adini verdikleri partiler hiphop kültürünün oluşumuna en önemli kaynaklık oluşturdu.

Yine ayni yillarda Dj Kool Herc (Clive Campbell) adli Jamaika göçmeni genç, orada dub dj’ligi hakkinda ögrendigi bilgilerle kendi imkanlariyla geliştirdigi ses tesisatlariyla, işçi sınifinin yaşadigi toplu konut blokları ve parklarda düzenlenen partilerde çalmaya başladi. Yaygin olan disko müzigine karşin, farklı plaklardan aldigi sample ile Jamaikan tarzi mix’leyerek yeni bir tarz yaratmaya başlamakla kalmamiş, kendi ilkel mixer’ini da yaparak günümüz diskjokey tez tezgahini da ilk kez kurmuştu.

Hiphop’in öncülerinden bir başka isim olan, Bronx’lu Dj Grandmaster Flas (Joseph Saddler), ve ekibi 5 mc’den oluşan ekibi Furious Five ise 1977’de hiphop camiasındaki yerini aldi. Flas, hiphopın temel unsurlarindan biri olan ‘scratching’ yöntemini bularak ve ritmi metronoma oturtmayı icat ederek müzikal bir devrim yapmişti.

Bu üç önemli dj, rock ve popun yanında yükselen 3. büyük gücü haline gelen funky müziginin sevilen şarkilarini çalarak kitleleri coşturmaya, eglendirmeye çalişiyor; son derece kisitli imkanlarla, ticari funky ve klüp müziğinin bazi elementlerini ödünç alip, iki pikap ile yaptikları mixler eşliginde elektronik underground bir saundla harmanliyorlardi.

Özellikle kitleleri en çok coşturan break beat - davul ritimleri- üzerine yapılan anonslar ve söylenen kafiyeli sözler ile rap müziği yavaş yavaş şekillenmeye başlamişti. Zamanla bu partilerde, electric boogie eşliginde yeni yeni isimler ortaya çikarak yeteneklerini geniş kesimlere sergileyecekti.

1979 Ağustos’unda, The Fatback Band adindaki saygin funk grubu, tarihin ilk funk/rap parçasi olan ‘King Tim 3’ü kaydeder. Eglenceli sözleriyle bu sira dışı şarki, insanlarin dikkatlerini çekerek şaşirtir.

Hemen ardindan, 1979 Ekim’inde, Master Gee, Big Bank Hank ve Wonder Mike'dan oluşan ve New Jersey’den çikan Sugar Hill Gang, ‘Rappers Delight’ adli 45’liğini yayinlar. Sugar Hill Gang, disko müziğinin öncü ismi olan Chic’in meşhur hiti ‘Good Time’dan alinan break ritmin üstüne, yaptigi bu ‘Rappers Delight’ ile ilk kez, bir parçanin üstüne baştan aşagi rap yapan grup oldu.

‘Rappers Delight’ ile birlikte 1979 yilinda, New York City banliyölerinde, dj, rap, break dance, graffiti’den oluşan hiphop kültürü dogmuş oldu.

Dönemin bikkinlik veren disko müziğine karşi, endüstriyel müzik sektörünün dişinda, kendine özgü iç işleyişi olan, iki pikap ile bir mikrofon yardimiyla kaydedilen, kendi içlerinden çikan, kendilerine ait ve kendilerini yansitan ve elden ele dolaşan kaset kayıtlariyla her yere yayilan bu yeni müzik türünün oluştugu yeni yaşam alanlari, yeni bir sosyal ilişkiler, yeni degerler nedeniyle kendi barişçil, urban alt kültürünü de yaratir.

Tabanda, Afrika Bambaata ve Zulu Nation, Newyork’un dört bir anini turlayarak hiphop kültürünü her elementiyle yayginlaştirmaya çalişirken; pop kulvarında ise, Sugar Hill Gang’in plaklari, Kurtis Blow ve Brookly’in ilk rap grubu Whodini’nin müzik sektörüne çikişlari; Dj Grandmaster Flas‘in 1979'daki 'Super Rappin' adini taşıyan hit’i; 1982 yilinda ise, hiphop’ın kimliğini bulduğu bu sosyal boyutlu şarkinin, ‘The Message’nin yayinlanişi, geri dönülmez bir boyuta taşidi hiphop-i. Artık Hiphop New York’un tüm gettolarindaydi.

1980’den sonra ise, Ranould Reagen iktidarı ve paranin para getirdigi, işsizligin hat safhaya ulaşacagi sancili neo-liberalizmin dönemi başlayacak; Hiphop doguğu ülkeye ve sağcı Reagen iktidarina karşi verdigi mücadeleyle güçlenecekti.


Yazan:JÖNTÜRK

UNDERGROUND'IN TARİHİ


UNDERGROUND'U TANIMLAMA DENEMESİ (sözcük'ten yazın'a)

BATI'DA Kronos'un üç oğlu dünyayı paylaştıkları zaman, kardeşlerin en acımasızı olan Hades, karısı Persephone ile yeraltında hükümranlık kurunca, yeraltının yüzlerce yıl sürecek yazgısı da belirlenmiş oldu. Mitosların egemenliğindeki dünyada yeraltının anlamı yüzlerce yıl önce şekillendi.

Orası, sert ve zalim bir Tanrı'nın yönetimi altında bulunan, gölgeler halindeki ölülere terk edilmiş, her gireni kabullenen, ancak insanı bir kez içeriye aldı mı, bir daha dışarıya bırakmayan, acımasızlığın hüküm sürdüğü bir sırlar alemiydi.

Daha sonraları yeraltı bir kaçış yoluna dönüştü. Yaşadıkları ya da maceraya atıldıkları şehirlerin kanalizasyonları, yeryüzündeki tehlikelerden kaçarken roman kahramanlarına yardımcı olmamaya başladı. Yeraltının bir kaçış yoluna dönüşmesi motifi özellikle yazında ve daha sonra da sinemada pek çok kahramanın işine yaradı. Kahramanlar şehirlerin kanalizasyonlarında peşlerine düşenlerden kaçıyorlardı. Kaçarken de, genelde üstleri, başları pisleniyordu. Pisliğe bulaşmış insan ya da pisliklerden kaçan insan, bunu gerçekleştirebilmek için pislenmeyi göze alıyor; bu da, sanatın romantik düzdeğişmecelerinden birini okura/seyirciye sunuyordu.

Yeraltı, Graham Greene'in romanından Carol Reed'in sinemaya uyarladığı, 1949 yapımı The Third Man (Üçüncü Adam) örneğinde olduğu gibi, bazen, yeryüzündeki olayların çözümlendiği, kötülerin cezasını bulduğu, adaletin gerçekleştiği bir uzam; bazen de, Andrzej Wajda'nın 1956'da çektiği Kanal adlı filminde olduğu gibi kurtuluş umuduyla girilen ve gitgide tuzağa dönüşen bir uzam olarak değerlendirilmiştir. Ancak, daha sonra çeşitli korku ve macera filmlerinde yeraltı, tehlikelerle, korkunç, kötücül, gizil güçlerle, yırtıcı hayvanlarla veya fantastik yaratıklarla dolu bir uzama dönüştürülmüştür.

Amerikan İç Savaşı ise yeraltı sözcüğüne farklı bir boyut getirmiştir. İç Savaş sırasında, zenci kölelerin kuzey eyaletlerine kaçırılması işine 'Underground Railroad' (Yeraltı Demiryolu) adı verilmiştir. Oysa gerçek anlamda ne bir demiryolu söz konusudur, ne de yeraltı. Dolayısıyla, yeraltı sözcüğüne kendi dışında bir anlam yüklenmiş ve örgütler tarafından planlı bir şekilde gerçekleştirilen gizli kaçırmalar için kullanılmaya başlanmıştır bu sözcük.

Teknolojik gelişmelerle birlikte, yeraltı da gizemli, korkulan, karanlık bir yer olmaktan kısmen uzaklaşmış ve ulaşımda kolaylık sağlayan, şehir trafiğinin yükünü azaltan, işlevsel bir uzama dönüşmüştür. Ancak, teknoloji ile koşut olarak artan iletişimsizlik, sonuçta Denys Arcand'ın yönettiği Kanada-Fransız ortak yapımı olan 1989 yılında gerçekleştirilmiş Jesus of Montreal (Montrealli İsa) örneğinde de görüleceği gibi, yeraltını iletişim kurulmaya çalışılan bir uzama dönüştürmüştür. Bu filmde, tiyatroda canlandırdığı İsa rolünü hayatına geçiren genç yönetmen, ölmeden az önce, bir metro istasyonundaki insanlara yönelerek, onlara hayatın bazı değerlerinden söz etmeye, onları uyarmaya ve onlarla iletişim kurmaya çabalamaktadır. Ayrıca günümüz sinemasında, bazı filmlerde, yeraltı, sapık katillerin dolaştığı, birtakım çıkar hesaplarının çözüme ulaştırıldığı, karanlık güçlerin egemenliğindeki bir uzam olarak da sunulmaktadır.

Genelde olumsuz özellikleri ön plana çıkarılarak kullanılan yeraltı sözcüğü, İkinci Dünya Savaşı ile birlikte daha çok politik bir içerik kazanmıştır. Yerleşik düzeni, hükümeti veya bir ülkeyi işgal etmiş olan askeri kuvvetleri devirmek, bozguna uğratmak için oluşturulan örgütlerin faaliyetleri yeraltı sözcüğü ile tanımlanmıştır. Dolayısıyla, yeraltı sözcüğü politik bir içerikle birlikte, var olan egemen güçlere karşı yürütülen gizli eylemlerin planlanması ve gerçekleştirilmesi anlamını da kapsamıştır. Tıpkı İç Savaş Amerika'sında olduğu gibi, yeraltı sözcüğü bir uzam adı olmaktan çıkarılmış, simgesel bir anlama ulaştırılmıştır.

Yeraltı, tarih boyunca, ölüler diyarı, kaçışın gerçekleştirildiği yer, direnişin nüvesini barındıran yer, yeryüzündeki iki bölge arasında kalan geçiş yeri veya geçit, karanlık çıkar hesaplarının görüldüğü bölge gibi çeşitli yüklemelerin yapıldığı bir uzam olagelmiştir.

Zaman içinde, özellikle de 1950'li yılların ortalarından itibaren, egemen kültürel yapıyı reddeden altkültürlerin tümü yeraltı tanımını üstlenmeye başlamıştır. Böylece, tanımın kapsamı da gitgide genişlemiştir.

Yeraltı sözcüğü sanat olarak değerlendirilmeye başlandığında, bu sözcük, 'egemen olana karşı durmak' gibi simgesel bir anlamı da üstlenmiştir. Underground sanatın doğuşu da insanların gönüllü olarak bulunduklarını kabullenmeleriyle gerçekleşmiştir. Önceki dönemlerde, yeraltına gidişi Orpheus örneğinde olduğu gibi, yeraltında bulunan bir şeyi elde etmek amacıyla ya da kaçış ve direniş için zorunlu olarak gerçekleştiği halde, artık insanlar tamamen gönüllü olarak simgesel bir yeraltına inip sanatlarını gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.

Zamanla underground, bazı totaliter ülkelerde açık açık yayımlanması yasaklanan eleştirel yazıların bulunduğu, el altından dağıtılan dergi ve gazeteleri kapsamına alan; ya da ABD gibi ülkelerde çok sınırlı bir dağıtım ağına sahip dergileri devrim, ırkçı azınlıkların nedenleri ve solcu politikalar üzerine kuran çalışmaları bünyesine alan bir yapıya dönüştürülmüştür.

Sinema alanında, tecimsel film endüstrisinin dışında üretilen ve dağıtım yapılan; genellikle yapımcılığını, yönetmenliğini, senaristliğini, görüntü yönetmenliğini ve kurguculuğunu aynı kişinin yaptığı, yönetmenin sanatsal tutumunu yansıtan ve tecimsel filmlere kıyasla gerek biçim, gerekse teknik ve içerik yönünden daha özgür filmlere underground film denilmiştir. 16 ve 8 milimetrelik kameralarla gerçekleştirilen bu filmler, onlardan önceki filmlere kıyasla çok deneysel, açık veya ezoterik olarak kabul edilen filmlerdir. Andy Warhol'un çeşitli filmleri, Luis Bunuel ile Salvador Dali'nin Un Chien Andalou (Endülüs Köpeği-1928) gibi filmleri bu kategoride değerlendirilmektedir.

Müzik alanında, ilk ortaya çıktıkları dönemlerde altkültürlere hitap eden, daha sonra yaygınlık kazanan ve genel kabul gören metal, trash, punk gibi müzik tarzları underground kapsamında sunulmaktadır.

Resim ve yontu alanlarında ise pop-art ile koşut olarak değerlendirilen bir underground kavramından söz etmek mümkündür. Tiyatroda ise yerleşik kalıpların dışında kalan, metinden çok harekete ağırlık veren, 'gösteri' özelliği ağır basan, sınırlı sayıda ve ilgilenen seyircilere yönelen, seyircisini uyaran, irkilten, hatta tiksindirmeye gayret gösteren çalışmalar underground kapsamında değrelendirilmektedir.

Yazın alanında, underground özellikle Beat kuşağı sayesinde hak ettiği ilgiyi görmeye başlamıştır. William S. Burroughs'un 1953'te yazdığı Junky (Canki) adlı roman Beat kuşağının bir önsemesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yazarın eroin konusundaki deneyimlerini aktardığı ve kendini bir denek olarak sunduğu bu roman, her cankiye underground denemeyeceğini göstermesi ve kanıtlaması açısından ilginç bir örnektir. Sonraki dönemlerde de Beat kuşağından çıkan çeşitli yazarlar underground yapıtlar vermeyi sürdürmüşlerdir. Underground olarak kabul gören yapıtları değerlendirdiğimizde, bu yapıtlarda genel olarak şu ortak özellikleri saptamamız mümkündür:

1) 'Egemen olan'a 'baskı'ya başkaldırır.
2) 'Yasal olarak kabul görmüş olan'ın ötesine geçer.
3) 'İrkiltici olan'ı benimser, içerir.
4) 'Deneysel olan'ı ön plana çıkarır.
5) 'Doğaçlama', 'eşzamanlılık', 'kesme', 'kolaj' tekniklerinden sık sık yararlanır.
6) 'Çeşitliliği' benimser.
7) 'Yabancılaşma'yı temel alır.
8) Toplumda egemen olan kültür yapısına başkaldırır.
9) 'Pikaresk öğeler' içerir.
10) Altkültürlere ağırlık verir.

Underground yapıtlar, yazındaki yerleşik kurallara karşı çıkarak başkaldırılarını gerçekleştirmişlerdir. Bu karşı çıkışları üç noktada özetlemek mümkündür:

1) İçerik olarak karşı çıkış:

Uyuşturucu kullanımını, farklı cinsel tercihleri, hayatın çoğunluk tarafından görmezden gelinen 'öteki' yüzünü, dışlanmış insanların hayatlarını, yoksulluğun 'öteki' yüzünü, göreceliliğin derin anlamını, totaliter veya kapitalist düzende iyiden iyiye hiçleştirilenleri konu edinirler. Bunlardan biri veya birkaçı ya da hepsi birden bir yapıtın içinde işlenir, değerlendirilir. Genelde, eleştirel bir bakış açısı söz konusudur.

2) Biçim açısından karşı çıkış:

Klasik ve yerleşik anlatım biçimlerine karşı underground yazarlar, biçim açısından karşı çıkışlarını farklı tekniklerle gerçekleştirirler. Doğaçlama parçaları akan metnin arasına yerleştirerek anlatıyı kesintiye uğratırlar. Birbirinden farklı ya da birbiriyle pek ilgisi olmayan motifleri peşpeşe dizip anlatının akışını bozarlar. Farklı zaman dilimlerini, gerçeklik algılarını ve halüsinasyonlara gerçekleri içiçe geçirerek, karıştırarak anlatıda değişik bir boyut yakalamaya çabalarlar. Nesneleri deformasyona uğratıp, okurun bildiği nesneyle kendinin yarattığı ya da kurduğu nesne arasındaki farklılıkları belirgin kılarak okuru yabancılaştırırlar. Kimi underground yazarlar da farklı anlatı tekniklerini birarada kullanıp, yapıtlarını kendilerinin üzerine inşa ederler. Bu tür yöntemlerle alışıldık biçimsel kalıpları kırmaya çalışan yazarlar genelde cesur deneysel arayışlara girişmişlerdir.

3) Dil açısından karşı çıkış:

Daha önceki dönemlerde yazın alanında rahatlıkla kullanılmayan birtakım sözcüklerin ve sokak dilinin yazında önem kazanması, underground yazarlar sayesinde gerçekleşmiştir. Ancak bu dil özellikleri daha sonraki birtakım yazarlar tarafından doğrudan pornografik sahneler yaratmak için kullanılmış ve asıl amacından saptırılmıştır. Sözcükler 'irkiltici olma' işlevini yitirmiş, 'tahrik etme' amacıyla kullanıldıklarını belli eden bir yapıda 'yoksullaştırılmış'lardır. Sokak dilinin kullanılması ve çeşitli azınlıkların bildik sözcükleri farklı anlamda kullanmaları özelliklerinden yararlanılması da underground yazına değişik bir çeşni getirmiştir. Underground yapıtların geneline baktığımızda, sık sık düşülen tuzakları da gözardı etmememiz gerekir. Underground kavramı, ilk anda pornografiyi, kitsch'i çağrıştırdığı için, genelde pornografik ürünleri ve kitsch ürünleri underground olarak değerlendirmek hatasına sık sık düşülmektedir. Underground, 'pornografik olan'ı içerebilir ya da 'kitsch estetiği'nden veya 'katışıklılık estetiği'nden yararlanabilir. Ancak, bu da, her underground yapıtın pornografik veya kitsch olmasını gerektirmez.

Burada, çok önemli olan ve sık sık karıştırılan bir başka durum da kitsch ve kötü kategorileri arasında ortaya çıkmaktadır. Günümüzde, kötü ürünleri de kitsch diye niteleme eğilimi söz konusudur. Oysa kitsch, çok sık kullanılmış ve alışılmış, basit, sıradan motifleri içeren, mesajını en basit şekilde alıcısına ileten, düşük düzeyde ve kaba bir estetik anlayışa sahip olan ürünlere verilen addır. Kötü ise hoş olmayan ve her türlü estetik tutumu reddeden, iler tutar tarafı olmayan, bayağı ürünlere verilen addır. Kötü bir ürünle karşılaşıp da, bunu kitsch diye nitelendirmek, kitsch'e yapılan bir haksızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, kavramların fazlasıyla içiçe geçtiği, karıştığı günümüzde bazı kategorileri birbirlerinden ayırırken ve bir yapıtı değerlendirmeye çalışırken dikkatli olmamızın gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

TÜRKİYE'DE

Anadolu'da, yeraltı sözcüğü hep karanlıkla, bilinmeyenle, korkuyla ve ölümle özdeşleştirilerek kullanılmıştır. Hititler'de yer altı, suçluların gittiği yerdir. Sürgülü yedi kapısı bulunan, acımasız bir devin beklediği karanlıklar ülkesidir. Hititler kimi zaman ölüleri yakmışlar ve yeraltı bekçilerine bu ölülerin küllerini sunmuşlardır.

Yeraltı, Anadolu'da olumsuz çağrışımlarıyla kullanılmıştır. "Yere batasıca!", "Yerin yedi kat dibine geçesice!" gibi ilençlerin yanı sıra, insan utandığında "Yerin dibine geçmektedir" adeta. İnsan, uzaktaki bir kişiyi özlediğinde ise, "Yeraltında olmasın da, dağ ardında olsun!" da bulur teselliyi. Bazı masallardaki kimi kötülükler de yeraltından kaynaklanır. Yerin yedi kat dibindekiler masal kişisinin işini zorlaştırırlar, hedefine ulaşmasına engel olmaya çalışırlar; ya da ceza olarak masal kişisini diri diri yerin altına gömüverirler.

Genelde kötücül anlamı ön plana çıkarılarak kullanılan yeraltı sözcüğünün kapsamı zaman içinde ülkemizde de farklılaşmıştır. Sözcük, yasadışı faaliyetlerde bulunan örgütleri, özellikle de çıkar hesaplaşmalarıyla tanınan mafyayı tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır. Yeraltı, kumar, fuhuş, uyuşturucu ve silah ticareti, adam kaçırma, yaralama ve öldürme, haraç alma gibi anlamları da içinde barındıran ürpertici bir sözcüğe dönüştürülmüştür. Yeraltı, aynı zamanda, hapishanelerden kaçan suçlular için de bir geçiş uzamı olmuştur. Dolayısıyla, şah iken şahbaz olan yeraltı sözcüğü, bir dönem ülkemizde sanat kavramından tamamen uzak tutulmuştur.

Günümüzde Türkiye'de genel dağıtım ağının dışında kalan, genelde bazı kitapçılarda bulunabilen, bazıları baskıyla, bazıları da fotokopiyle çoğaltılmış müzik ve yazın dergileri; bazıları da gönüllüler aracılığıyla yollarda satılan gazete ve dergiler underground kapsamında değerlendirilmektedir. Yine günümüzde öncü tarzda döşenmiş, altkültür ürünü müzikler çalışan uzamlar da underground adı altında sunulmaktadır. Genelde bu uzamlarda geçen hayatlara da underground denilmektedir. Görüleceği üzere, yazın ve müzik dışındaki bu yakıştırmalarda underground politik niteliğinden iyiden iyiye kopartılarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

Yazın alanında nispeten politik niteliğini koruyan underground yapıtlarda ise dil açısından, sokağın dilinin yanısıra kabadayı jargonundan ve bıçkın ağzından sık sık yararlanıldığı görülmektedir. Underground olarak değerlendirilmesi mümkün olabilecek bazı yapıtların da, çeşni getirmek işlevinin dışında, neredeyse tamamen kabadayı jargonuyla yazılmış olması nedeniyle underground kategorisinden uzaklaştığı, ancak, yine de ısrarla underground olarak nitelendirilmeye çalışıldığı görülmektedir.

SONUÇ

Sonuç olarak, günümüzde undergroundun en net biçimde, toplumda egemen olan kültür yapısına başkaldırması özelliğini koruduğu görülmektedir. Ancak, daha birçok özelliği bulunan undergroundun yalnızca bir özelliği ile eş tutularak anılması, bu kavramın sığlaştırılması ve rastgele her şeye underground denilmesi sonucunu da beraberinde getirmektedir. Batı toplumlarında yerleşik olan ve düzen tarafından kendini besleyen bir kısırdöngüye dönüştürülmesi gerçekleştirilmiş, bu nedenle de toplumsal yapı açısından 'zararsızlaştırılmış' ve 'evcilleştirilmiş' bir underground kavramından söz etmek mümkündür.

Türkiye'de ise, 1960'ların Amerika'sından ödünç alınmış, pek çok kavram gibi uçuşan, karmakarışık, başka kavramlarla karıştırılan ve birçok şey için rastgele kullanılan, 'başkalarından farklı olarak' anlamınca dilimize pelesenk olmuş underground sözcüğünden bahsetmek mümkündür. Belki de, bu durumda yapılabilecek en iyi şey, 'zararsızlaştırılamayacak' ve 'evcilleştirilemeyecek' bir underground anlayışını yakalamaya çabalamaktır.Birikim s.74, Haziran 1995 (Yazan: Özen Yula )

KAYNAKÇA

Beckson, K. ve Ganz, A. (1975), Literary Terms-A Dictionary, New York: Farrar, Straus and Giroux.
Eyüboğlu, İ.Z. (1987), Anadolu İnançları-Anadolu Mitolojisi, İstanbul: Geçit Kitabevi.
Maltin, L. (1990), TV Movies and Video Guide, New York: Penguin Books. Ltd.
Necatigil, B. (1988), 100 Soruda Mitologya, İstanbul: Gerçek Yayınevi.
Encyclopedia Britannica'nın 'Underground' maddesi.

Kaynak: ayrintiyayinlari.com.tr


ÖZEN YULA KİMDİR:

Özen Yula Eskişehir’de doğdu. Lise eğitimini ABD’de Oregon’da tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını Ankara Üniversitesi Tiyatro Anabilim Dalı’nda tamamladı. Bir süre New York’ta bulundu.

Oyunları İngilizce, Almanca, Fransızca, Bulgarca, Fince, Lehçe, Japoncaya çevrildi; turnelerle Almanya, Avusturya, İngiltere, Hollanda, Japonya, Mısır gibi ülkelerde sahnelendi.

Ay Tedirginliği ile sonuncu Bonn Bienali’nde ve Viyana’da "kontext:Europa" Festivali’nde Türkiye’yi yazar olarak temsil etti. Gayri Resmi Hurrem Berlin’de Tiyatrom Topluluğu tarafından sahnelendi; Bulgaristan’da okuma tiyatrosu yapıldı. Aşk Evlerden Uzak Lehçeye çevrildi; Polonya’da Dialog dergisinde basılıyor. Sahibinden Kiralık Sorbonne Üniversitesi’nde karşılaştırmalı çeviri olarak yapılıyor. Bir hikâyesi İngilizceye çevrildi; Kanada’daki Descant dergisinin Türkiye Özel Sayısı’nda basıldı. İki arkadaşı ile yazdığı Eksik Defter, Tuhaf Kitap İngilizce, Fransızca, Türkçe olarak basıldı; Lüksemburg’da satışa sunuldu. Şimdi İstanbul ile Ankara’da yaşıyor. Serbest yazarlık ve tiyatro yönetmenliği yapıyor

Yapıtları: Öykü: Öbür Dünya Bilgisi (1993); Kayıpkent Üçlemesi (1995), Buğuevi (1998); Arızalı Kalpler (2002), Tanrı Kimseyi Duymuyor (2005). Roman: Hayat Bir Kere (2000). Anlatı-Deneme: Jartiyer, Kırbaç ve Baby-Doll’ün Ötesindekiler (2001); Eksik Kitap, Tuhaf Defter (Birhan Keskin ve Tül Akbal Süalp ile beraber; 2004). Oyun: Toplu Oyunları 1 (Ay Tedirginliği-Dünyanın Ortasında Bir Yer, 1996); Toplu Oyunları 2 (İstanbul Beyaz, Rakı Rengârenk-Kırmızı Yorgunları-Gözü Kara Alaturka, 1998); Toplu Oyunları 3 (Gayri Resmi Hurrem-Sahibinden Kiralık-Yakındoğu’da Emanet, 2002); Ödülleri: Ay Tedirginliği oyunuyla 2001 Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde Cevat Fehmi Başkut En Başarılı Oyun Yazarı Ödülü; Arızalı Kalpler adlı kitabındaki "Mazi Taşıyan Trenler" hikâyesiyle Milliyet Ödülleri’nde 2001 Haldun Taner Öykü Ödülü Birinciliği; Gayri Resmi Hurrem oyunuyla Tiyatro dalında 2002 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü; Gayri Resmi Hurrem adlı oyunuyla 2004 Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde Cevat Fehmi Başkut En Başarılı Oyun Yazarı Ödülü; Kırmızı Yorgunları ve Gayri Resmi Hurrem adlı oyunlarıyla 2004 İsmet Küntay Ödülleri’nde En İyi Oyun Yazarı Ödülü; Gayri Resmi Hurrem oyunuyla 2004 Tiyatro Ödülleri’nde Yılın Yerli Oyun Yazarı Ödülü.

KIYAMET GÜNÜ’NDE DOĞAN DANS
1970’li yılların başında Amerika’da başlayan ve bir fırtına gibi bütün dünya gençliğini etkisi altına alan break dance, Türkiye’de 1993 yıllarında kendini etkin olarak göstermeye başladıktan bir süre sonra bir anda gözden kayboldu. Bugün bildiğimiz sitiliyle break dance ise, (sosyal, kültürel ve ekonomik yapısı gereği, break dance’nin ortaya çıkışı için en uygun koşulların oluştuğu) İstanbul’da, Almanya’dan gelen ‘İstanbul City Breakers’ın tetiklemesiyle yayıldı yurdun dört bir yanına. İstanbul City Breakers’ın efsanevi danslarıyla suladıkları topraklardan, Bakırköy’de ‘Lords Of İstanbul’ ve ‘Takım 34’, Kadıköy’de ‘İstanbul Street B-Boys’ yeşerdi. Hemen ardından İzmir’de Young Energy B-Boys, Ankara’da Devil Dogs, Bursa’da Bursa City B-Boys esen bu rüzgarı Anadolu’ya taşıyan öncüler oldular. İstanbul’da ise Özellikle "İstanbul Street B-Boys"un Kadıköy yakasında peşi sıra düzenlediği, ve genellikle Dj Turbo, Dj Arda ve Dj Double MT’nin dj.liklerini yaptığı partilerde b-boylar biraya gelerek kendilerine yeni yaşam alanları yaratıyordu. Türkiye'ye ilk olarak, "İstanbul Street B-Boys"un partisine Flying Steps’den Crok ve Vartak geldi. Bu başarıyla geçen büyük partiden güç bulan Takım 34 ve S2K 1998 yılında Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük partisi olan "Kıyamet Günü"nü düzenlediler. South Side Rockers grubu ve yurt dışından bir çok b-boy ve graffitici’nin yanı sıra 1500 kişinin katıldığı ‘Kıyamet Günü’ ile break dance’nin yakaladığı muhteşem rüzgar, bir anda tüm Türkiye’de break dance’ın gençliğin arasında salgın gibi yayılmasını sağladı. Bu rüzgarda, elbette aynı yılarda, Dj Arda'nın yaptığı ve efsane b-boy Storm'un yanı sıra Flying Steps'den ayrılan Crok'unda katıldığı büyük partinin ve yılarca Blue Jean dergisindeki köşesinde yazdığı yazılarla yurt genelinde tüm breaker’lar arasında iletişimi sağlayan Turbo’nun payı büyük oldu. Birbiri ardına kurulan yüzlerce grup arasında, bugün adı en çok duyulan Takım 34, Young Energy B-Boys, Lord Of İstanbul, Devil Dogs, Bursa Sky-B Crew, Dream Night Breakers, İnfaz Apache B-Boys, Bağcılar B-Boys, Breakkers Famılly, C4 Crew, Deprem, Kayseri B-Boys, İstanbul Street B-Boys, L.O.İ., Pendik B-Boys, Poison Of Spider B-Boys, Samsun Stars Breakers, Trabzon Free Young bu gruplardan sadece bazıları.
Dünyada ‘Break Dance’ın doğuşuna dair birden fazla öykü dolaşmakta ortalıkta. Afrika Bambaata’nın Newyork’da sokak kavgalarına son vermek, gençler arasında çıkan sorunlara barışçıl bir çözüm bulmak amacıyla break dance’ı ortaya çıkardığını söyleyenlere karşılık, Los Angeles'dan Sugarpop’un bu dansı ortaya ilk kez çıkardığını söyleyenlerde bulunuyor. Ortaya çıkış şekli nasıl olursa olsun, break dans’ın en büyük özelliğinin, onun fiziğe, çevikliğe ve akrobasiye dayanan bir sokak dansı olarak, rakiplerin aynı anda karşı karşıya gelerek tüm hünerlerini kapışma yoluyla ortaya koyarak çıkabilecek kavgalara son vermesi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bugün, birkaç yıl gibi çok kısa bir süre içinde Türkiye’nin dört bir yanında çalışmalarını sürdüren pek çok grubunun ortaya çıkması, hiphop kültürünün en temel unsurlarından biri olan break dance’ının önlenemez yükselişini açıkça göstermektedir. Üstelik, özelikle Avrupa’da resmen devlet eliyle desteklenmesine karşın, ülkemizde devletin kolluk kuvvetlerinden, radikal siyasi akımların alt temsilcilerine, nihayetinde eğitimsiz halkın genelinin tüm engellemelerine rağmen break dance, gençler arasında büyük bir hızla yayılarak yurdun dört bir yanında mahallelere kadar girmiştir. Bu yayılmada, elden ele dolaşan video kasetleri, hiphop partileri, break dance’ın estetik görünümü ve en önemlisi de gençlerin pek çok temel ihtiyacını karşılıyor olması çok etkili olmuştur.
Break dance aracılığıyla günümüz gençliği pek çok temel ihtiyaçlarını karşılamaktadır: bulunduğu baskıcı çevreden kopup yeni bir arkadaş grubuna üye olma, kendisini geliştirme, ifade etme, çevresine kabul ettirme, ve biriken enerjilerini bu güç, çeviklik gerektiren bu sportif dans aracılığıyla açığa çıkarma....
Buna karşılık, daha çok alt ve orta sınıfa mensup ailelerin çocukları olan breaker’ları bekleyen pek çok temel sorun bulunmaktadır. Bu temel sorunlardan biri, çalışabilecekleri yeterli alanların bulunmaması. Avrupa’da ve Amerika’da toplumun sosyal ve kültürel gelişmişliği nedeniyle, gençlerin çalışabilmeleri için pek çok kurumların kurulmasına, sosyal, kültürel ve sportif alanların açılmasına karşılık, Türkiye’de çalışabilecekleri kapalı bir alanı bulunmayan ve bu nedenle dışarıda, sokak ortalarında çalışmak zorunda kalan gençlerin mekan sorunu çözülmesi gereken en temel sorunlardan biridir. Belki de en büyük temel sorunlardan biride, Türk toplumunun kendilerine karşı gösterdikleri yoğun baskı ve dışlamışlık. Temel bir sorun olan mekan sorunu, yaz kış demeden dışarılarda bulunabilecek iyi veya kötü alanlarla kendileri için çözülebilecek bir sorun olmasına karşın, ailelerinin ve toplumun kendilerine karşı gösterdiği baskı, şiddet ve aşağılanma önlerinde bir duvar gibi duran daha büyük bir sorundur. Bu sorun aşıldığında ise, break dance’ın bir sel gibi akmasını durdurabilecek hiçbir güç kalmayacaktır önünde. / Historical of Turkey Break Dance

Jöntürk / Bir Gençlik Çığlığı Hiphop Kültürü kitabından)


stop !

sitemizde geçirdiğiniz vakit . -------------------------------------- ----------------------------------- kaç kişi sitemizi ziyaret etti ?
 
 
----------

 

 sende reklam wer msnden ulasabılırsınız

REKLAM ALANI

REKLAM ALANI Image Hosted by ImageShack.us

 

Photobucket - Video and Image Hosting
www.gazetealemi.com

  Photobucket - Video and Image Hostingwww.gazetealemi.com

www.gazetealemi.com
leothemaster
fotoefekt

7 kananfil

 

sizde bize destek verin .. 

kod : <a href="http://www.turkish-rap-underground1.spaces.live.com" target="_blank"><img src="http://tkfiles.storage.msn.com/y1pTctUXJ3MkMyfl5pwkOFd-OpoCYLaYZz3T2nRz--4z5jNk5VGxYDWKHmPGe5FxYWj"></a>

görünüm Siteni Ekle Sitekayit.com domain, site ekle, link ekle, url ekle, sskkardeslist.comBedava Site Ekle

 

reklamlar

Loading...

Pacman

Loading...

ziyaretçi sayısı

Loading...

:: vizyondakı flimler ::

Loading...

il tanıtımı & ruya tabirleri

Loading...

radyo dınle

Loading...

gazateler

Loading...

hava durumları

Loading...

günün resmi

Loading...

rap

sewilen rap müzikler
by 

sandbox

Loading...

PowerToy: Custom HTML

No content has been added yet.
Photo 1 of 8